Dijimecmua Ana Sayfa
Giriş Yap veya Üye Ol
Elle Decoration - Dekorasyon Mimarlık Dergisi
Ana Sayfa > Elle Decoration

Elle Decoration Dergisi Mesaj Gönderin

LütfenDikkat! Buradan göndereceğiniz mesaj Elle Decoration adlı yayının yetkilisine gönderilecektir. Göndereceğiniz mesajın doğru adrese gitmeme ihtimalini lütfen göz önünde bulundurunuz.

Elle Decoration Dergisi Emeği Geçenler

ABONE OL

Elle Decoration

Dekorasyon Mimarlık Dergisi

LAGOM

Geride bıraktığımız aylarda esen Hygge rüzgarı, bizlere evin sıcak kalbini tanıttı. Bunun aslında bir trend değil, bir ihtiyaç olduğunu biliyorduk. Çünkü sıcaklık, uzun süredir kaybettiğimiz bir değerimizdi. Değer olarak nitelendiriyorum çünkü canlıların arasındaki iletişimin temel hammaddesi bu sıcaklık, sıcakkanlılık. Hygge için gerçek tanım, iyi insanlarla keyifli şeyler paylaşmak, sıcak bir yaşam, sıcak bir yaşam alanına sahip olabilmek. Yani önce insandan insana etkileşimin mayasında olmalı. Ama ben her zaman evi de bir ‘canlı’ olarak tanımlıyorum. Balkondaki bitkileriyle, salonda uyuklayanlarıyla, kedisi kuşuyla, ev dediğin düpedüz canlı işte. Dolayısıyla bu mantık bizi Hygge’nın sadece insanlarla değil yakın çevremizde ve kapsama alanında tuttuğumuz her canlıyla ortak noktamız olduğuna götürüyor. Mumlarla, battaniyelerle, barbekü keyifleriyle, pikniklerle, açık hava konserleriyle, bisiklet turlarıyla Hygge felsefesini hayatımızın omurgasına koyabilmeliyiz... Gelgelelim şu sıra başka bir doktrinle daha tanıştık: Lagom. Elbette ki çıkıp geldiği yer-yine-her zaman olduğu gibi rafine hayatlarıyla bizim kadim ve profesyonel uber-tüketici tavrımızı ‘karma’da dengeleyen İskandinavya oldu. Ne yapsak hamburger ve cola’ya alıştıramadığımız, ne etsek cep telefon satışlarını kitap satışlarına ezdiremediğimiz, kime gitsek eğitim seviyelerini aşağı çalamadığımız İskandinav bloğu, bir kez daha bize tokat gibi bir yaşama sanatı armağan ediyor. ‘Bak bu son olsun’ diye parmağını salladığını hissediyor gibiyim ama ders alır mıyız, bilemiyorum.

Bana göre mesajı, ‘İnsanoğlu beşer şaşar, sen de bir gün benim kadar tüketip hakettiğin kaliteli yaşama kavuşacaksın’ olan Lagom’un mesajı açık: ‘Yeterli miktarda olsun’. Aslında trend uzmanları Lagom’un bir akım olmadığını, hayatı algılayış biçimi olduğunu söylüyorlar. Zaten elinize kartelayı alıp boyacıya ‘Lagom rengi istiyorum’ diye koşamıyorsunuz, bu böyle bir şey değil... Pratikte, önce mutfağa dalmakla, buzdolabının kapağını açıp, geçen yaz köy yolundan aldığınız ve kapağını hiç açmadığınız biber salçasını atmakla başlıyor, kullanmadığınız tüm eşya ve fazlalıklardan kurtulmanızla devam ediyor. Elbette ki hepimizin hatıraları olabilir. Babaannenizin 10. yaşınızda hediye ettiği gümüş tarağı saklayabilirsiniz hatta ‘Hygge olalım’ diye eve on düzine mum da almış olabilirsiniz. Ama hangisinden kurtulmanız gerektiği Lagom’da çok açık. Lagom’un bu hoşnutsuz tavrı sizi ürkütmesin. Sadece ‘at gitsin’e odaklanmış bir yaşam biçimi değil o. Aslında savurganlık, gösteriş ve fazla tüketimin yerine daha kafi miktarda almayı/olmayı, sınırlarını bilmeyi, bu sayede hem kendine hem doğaya faydalı olabilmeyi öğreten, takdire şayan bir kavram. Hygge’nin bütün Kuzeye göre azıcık daha romantik(!) olan Danimarka’dan, Lagom’un ise eşitlikçi, sendikaların sanayicilerle uyum içinde çalıştığı, insan hayatını ciddiye alan, herkesin saat 17’den sonra ailesiyle birlikte olduğu İsveç’ten çıktığını da söyleyelim ki neden sadece ‘atmosfer’le ilgilenmediği konusunu da açıklamış olalım. Bu arada Hygge ile Danimarka’da kakao ve mum satışlarının ikiye katlandığını da söylemek isterim. Bu doğrultuda İsveç’ten de ‘yarı yağsız süt’ satışlarını uçurmasını bekliyorum. Bize gelince. Ah!

Malesef biz bu konularla ilgili hiç de seksi değiliz. Aşırılığa olan bağımlılığımız sayesinde yavaş ve istikrarlı takılmanın yanından bile geçemiyoruz. Gurur duyulası bir çalışma temposuna ve onun getirdiği tüketme meşguliyetine sahibiz. Sonra da haftasonu bir bara gidip sabahlara kadar ne kadar mutsuz ve yoğun bir hayatımız olduğunu anlatıyoruz birbirimize. Bu Vikingler bize ne yapsa yeridir...

Yine de hayatımızın tekdüzeliğini (!) yıkmak ve ona biraz macera katmak için ılık Lagom felsefesiyle tanışın istedik. Kendisi İsveçli ama kabul edilebilirliği ve sürdürebilirliği evrensel bir konsept olan Lagom’un, dır-dırla geçen günlük hayatımızı iyileştirebileceğini, ‘yeterli’ olanla yetinmenin bize biraz zarafet ve erdem katacağını düşündük. Gösterişli olanı göstere göstere şen yaşayan, satın aldıkça titreşen ve alçakgönüllüğü takı markası sanan bir genç nesli çanta ve dolaptan daha kıymetli bir şeyle baş başa bırakalım istedik. Bize akıl fikir veren, (Mika Hakkinen’li, Ikea’lı ve canım dostlarım Kjell, Natali ve Müge’li) İsveç’e çok teşekkür ederim. Çünkü zararın neresinden dönsek, -bize- azdır.

Ebru Kılıç Solmaz

  • Arşiv Sayısı : 3
  • Son Sayı : Haziran-Temmuz 2017
  • Yayın Türü : E-Dergi
  • Yayın Süresi : 2 Aylık

Elle Decoration Dergisi Tüm Sayıları

ANA SAYFA  l  HAKKIMIZDA  l  YASAL UYARI  l  YAYINCI AVANTAJLARI  l  SIK SORULAN SORULAR  l  BASIN ODASI  l  İŞLEM REHBERİ  l  İLETİŞİM

Ücretsiz Yayınlar

© Dijimecmua.com - 2017