Dijimecmua Ana Sayfa
Giriş Yap veya Üye Ol
Haberler
Ana Sayfa > Haberler

Sunay Akın Oyuncak Müzesini Anlattı

Oyuncak çocuğun eline oynasın diye verildiğinde kırılır. 30-40 yıl önce şunu fark ettiler ki; oyuncakları yok oluyor. Onları kurtaralım dediler.
Sunay Akın Oyuncak Müzesini Anlattı
Önce biraz sizden bahsedelim. Çeşitli yerlerde sizinle ilgili birçok tanım okuyoruz: Şair, yazar, öğretim görevlisi, televizyon programcısı, İstanbul Oyuncak Müzesi kurucusu… Sizin kendinizle ilgili bir tanımınız var mı?

Evet var. Örneğin; bir okula kayıt yaptırmak için ya da bir iş başvurusu yapmak için bir takım formları doldurursunuz. Ülkemizde elinden bir iş gelmeyen, hiçbir marifeti ustalığı olmayan insanlar şöyle yazar: ‘Okur yazar’. Ben de öyleyim 6 yaşında kendi kendime okumayı öğrenmişim. O günden beri okuyorum. Başka hiçbir şey yapmıyorum. Çocukluğumda ağabeyim, annem ve ben şöyle bir oyun oynardık: Tabağındaki yemeği bitiren, takvim yaprağını kopartacak ve arkasındaki şiiri okuyacak. Annemin amacı belli. Yemeğimizi bitirtmek. Zaman içerisinde benim yemeğimi bitirmemle ağabeyim dalga geçmeye başladı. Erken bitirmemin bana hiçbir faydası olmuyordu. Çünkü okuma yazma bilmiyordum. İşte bu yüzden kendi kendime okumayı öğrendim. Bir dönem bu ülkenin yaşam alanlarında, en basiti takvimlerin arkasında şiirler vardı. Bir evin içi 365 gün şiirlerle doluydu. Yakın zamanda bir içmimar arkadaşımla görüştüm. Bana, ‘’Sunay çok büyük işler yaptım, güzel tasarımlarım oldu. Ama hiç kimse benden son 10-15 yılda evinin bir odasını kütüphane yapmamı istemedi.’’ dedi. Oysa ki bir zamanlar evlerdeki çekyatların altında bile kitaplar için raflar vardır.

Sunay Akın’ın hayalleri ve gerçeği dediği Türkiye’nin ilk Oyuncak Müzesi nasıl kuruldu, bize biraz müzenin öyküsünü anlatabilir misiniz?

Tülay Hanım, haftada bir gün en güzel elbisesine giyer; çocuklarını da güzel giydirip sokağa çıkardı. Düğüne ya da bir davete gitmiyordu. Çocuklarına kitap sevgisi aşılamak için sadece kitapçıya gidiyordu. En güzel giysini giyip, makyajını yapıp hazırlanıyordu. Bunu yapan Tülay Hanım benim annem. İlkokul mezunu ama Cumhuriyet Çocuğu… Köylü Tuncay çocukları daha iyi okusun diye Trabzon’dan İstanbul’a gelen bir baba. Ama birden bire çocukları İstanbul’a getirmek uygun olmazdı. 5 yıl boyuca her yaz, çocuklarını 1 aylığına İstanbul’a getirdi. İstanbul’a göç edince çocuklar sudan çıkmış balığa dönmesinler diye. Ve köylü Tuncay’ın 6 yaşındaki çocuğu ve ailesiyle birlikte İstanbul’da gittiği ilk yer İstanbul Arkeoloji Müzesi oldu. Bunu yapan köylü Tuncay benim babam ve ilkokul mezunu. Ama Cumhuriyet çocuğu… Trabzon’a döndüğümüze oyun keşfetmiştim. Annemin kolyelerini, küpelerini, takılarını bir çekmeceye koyup, çekmeceyi de yerinde alıp sokağa çıkıyordum. Arkadaşlarımı da çağırıp, hadi gelin müzecilik oynayalım diyordum. Oyun uzun sürmüyordu.

Haberin devamı için tıklayın...

Son Eklenen Haberler
Tüm haberler için tıklayın...
Editörün Seçtikleri
Gezici Festival 19. Yolculuğuna Hazırlanıyor Gezici Festival 19. Yolculuğuna HazırlanıyorGezici Festival 29 Kasım–5 Aralık Ankara, 6–9 Aralık Sinop'ta.
Ankara Sinema Derneği tarafından
ANA SAYFA  l  HAKKIMIZDA  l  YASAL UYARI  l  YAYINCI AVANTAJLARI  l  SIK SORULAN SORULAR  l  BASIN ODASI  l  İŞLEM REHBERİ  l  İLETİŞİM

Ücretsiz Yayınlar

© Dijimecmua.com - 2016