Dijimecmua Ana Sayfa
Giriş Yap veya Üye Ol
Olay Trend - Şehir Yaşam Dergisi
Ana Sayfa > Olay Trend

Olay Trend Dergisi Mesaj Gönderin

LütfenDikkat! Buradan göndereceğiniz mesaj Olay Trend adlı yayının yetkilisine gönderilecektir. Göndereceğiniz mesajın doğru adrese gitmeme ihtimalini lütfen göz önünde bulundurunuz.

Olay Trend Dergisi Emeği Geçenler

ABONE OL

Olay Trend

Şehir Yaşam Dergisi

Sahi neydi?

Ömer: Ya abi, sen aşk hakkında bir şey bilir misin? Remzi: Aşk mı? Peki, Ömer bunu sen istedin yavrum. Bak aşk, lunaparktaki tahta ata benzer. Hani jetonla çalışır ya böyle atarsın içine, bir ileri bir geri, bir ileri bir geri. Sanki bir yere gidiyormuşsun gibi bir his böyle, bir coşku. Ayakların yerden kesilir. Halbuki bir yere gittiğin yok. Tahta at çakılı oraya. Jeton bitince, rüya buraya kadar.

Anladın mı?

(Yedi Tepe İstanbul dizisinden)
...
Yine geldi şubat…
Konumuz: Sevgililer Günü.
2017 yılındayız.

Artık aşkın da bir ömrünün olduğu, kültür erozyonu -popüler kültür baskısı da diyebiliriz- altında anlam değiştirdiği ve çok hızlı tüketildiği deyim yerindeyse kabak gibi ortada.

Zamanla sevgi ve saygıya doğru evrildiği durumlarda var oluşunu sürdürebileceği açık.

Sürekli duyarız: Nerede o eski aşklar?
Zaman değişti tabii aşklar da değişti.

O muhteşem aşklara ne oldu?

Olay Trend okurlarının da yakından tanıdığı İstanbul cemiyet hayatının sevilen isimlerinden Fatoş Sarıgül, 2015 yılında yaptığımız röportajda durumu çok güzel özetliyor aslında:

“Günümüzde bireyler geçmişe oranla daha fazla “benlik” bilincine sahipler ve tüm kişisel gelişim kitapları, uzmanları bireysel mutluluklara odaklanmanın önemini anlatıyor. Bu durumda mutsuzluğa olan tahammülsüzlükten ötürü 40-50 yıllık evlilikler imkânsız hale geliyor. Herkes kendisi için mutlu olmanın formülünü arıyor. Zaman içinde kişiler değişimler yaşayabiliyor. Hayat boyu süren evlilikler çok güzel ve aynı zamanda büyük özveri gerektiriyor.”

Yani aşkta ben yok biz varız.

Ego savaşları

İster evli isterse sevgili olsunlar. Bence, kadın ve erkek ilişkilerinin temelinde yatan sorun; âşığın aşkını kendisine benzetme ve onun üzerinde bir egemenlik kurmaya çalışması. Akabinde yaşanan çatışmalar ve sonrası malum ayrılık.

Bülent Akyürek, “Kadınlar üzerine Ahmet Abi’nin gözünden kaçanlar” isimli kitabında olaya farklı bir pencereden bakıyor: “Aşk başka bir vücutta kendini sevmektir. Onda kendimizi arar ve kendimizi aradığımız için hep mükemmel olmasını isteriz. Benim gibi düşünüyor mu? Benim gibi yaşıyor mu? Sonuç pozitif ise sorun yok ama negatif sonuçlar varsa savaş başlıyor. Elimizde çekiç, onun fazlalıklarını yontup atıyoruz. Kopyamız oluncaya dek törpülüyoruz kimliğini. Sonunda oluyor istediğimiz. Eserimizin karşısına geçip “Tamam oldu” diyoruz.

Ya sonra?
Sonra monotonlaşıyor hayat. Sen eskiden böyle değildin tartışmaları başlıyor. Ve onunla olmanın yalnız başına kalmaktan farkı kalmayınca “Hoşçakal” diyoruz. Bir türlü anlamıyoruz nedense kendimizden bıktığımızı. Tekrar yola koyuluyoruz farklı bir insan bulmak için. Aslında bir sevebilsek kendimizi onu da seveceğiz bunu düşünemiyoruz bir türlü. Çünkü kendimizi sevmekten korkuyoruz.

Adı: “Yapamadık”
Soyadı: “Denedik” oluyor”.

Sen, ben ve aşk

Sadık Yalsızuçanlar’ın farklı zamanlarda yapılmış çeşitli konuşmalardan derlediği “Aşk Kâğıda Yazılmıyor” isimli kitabına göz gezdiriyorum. Burada Osman Aydın’la yapılan söyleşiden aktarılan şu satırların altını çizmişim: “Sosyal antropologların söylediği önemli bir şey var: İnsan hayatını üç şey, onu aşacak kadar, onu belirleyecek kadar etkiler.Doğum, ölüm ve evlilik...

Doğum ve ölüm elimizde olmayan şeyler. Evlilik elinizde olmasına rağmen, onun da doğum ve ölüm gibi elimizde olmayan gayri iradi bir kategoriyle eşanlamlı tutulması son derece önemlidir. Doğum ve ölümle birlikte bizim elimizde olmayan bir şeyle başka bir âleme geçiş yapıyoruz. İki insanın birlikteliğinde de böyle bir durum var. Aslında ilişkiyi başlatmak iki insanın kendi iradeleriyle
olan bir şey. Fakat başlattıktan sonra bu ilişkiyi artık o ellerinde olmayan ikisinden de bağımsız
bir üçüncü varlık ortaya çıkarıyor”.

İnsanoğlunun en eski ve köklü meselelerinden biri aşk.

Aşk, evlilik, kadınlar ve erkekler...

Bitmek bilmeyen sorular, sorunlar…

Çözebilene aşk olsun.

Akın Güler

  • Arşiv Sayısı : 84
  • Son Sayı : Şubat 2017
  • Yayın Türü : E-Dergi
  • Yayın Süresi : Aylık

Olay Trend Dergisi Tüm Sayıları

ANA SAYFA  l  HAKKIMIZDA  l  YASAL UYARI  l  YAYINCI AVANTAJLARI  l  SIK SORULAN SORULAR  l  BASIN ODASI  l  İŞLEM REHBERİ  l  İLETİŞİM

Ücretsiz Yayınlar

© Dijimecmua.com - 2017