Dijimecmua Ana Sayfa
Giriş Yap veya Üye Ol
The Rake - Erkek Moda Dergisi
Ana Sayfa > The Rake

The Rake Dergisi Mesaj Gönderin

LütfenDikkat! Buradan göndereceğiniz mesaj The Rake adlı yayının yetkilisine gönderilecektir. Göndereceğiniz mesajın doğru adrese gitmeme ihtimalini lütfen göz önünde bulundurunuz.

The Rake Dergisi Emeği Geçenler

ABONE OL

The Rake

Erkek Moda Dergisi

Yıllar önce bir dergide okumuştum, muhabir Al Pacino’ya soruyor: “Al Pacino olmak nasıl bir duygu?” Pacino’nun soruyu yanıtlarkenki yüz ifadesinin ‘Şeytanın Avukatı’ndaki John Milton rolündeki gibi olduğunu da hayal edebiliriz bu arada tabii. Şöyle yanıtlıyor: “New York’ta iyi bir kulübe girersin, bütün güzel kadınlar o kısa boylu çirkin erkeğin üzerine atlar. Al Pacino olmak böyle bir duygu!” Al Pacino, sanat hayatının 50. yılını devirmiş bulunuyor ve şu sıralarda önemli bir Hollywood dedikodusu, Frank Sinatra’nın hayatının anlatılacağı bir filmde, efsanevi şarkıcıyı canlandıracak. Kariyerinin zirvesindeyken çok önemli rolleri reddeden Pacino, eski muhasebecisi tarafından dolandırıldığından beri eskisi kadar seçici değil. Onun için bu rolü de reddetmeyeceğini şimdiden söylemek mümkün. Neden hiç evlenmediğini de şöyle anlatıyor: “Bir oyuncu, bir duygu sporcusuna dönüşür. Bu süreç acı vericidir, cefasını özel hayatınız çeker.” “Sefasını kim sürüyor” diye sormak gerek belki de! Ed Cripps’in, Al Pacino portresini zevkle okuyacak ve içine kapalı bu dev aktörün ruh dünyasına nüfuz edeceksiniz.

Bu ayın “The Rake”i, Passengers filminin yıldızı Chris Pratt. Şöyle anlatıyor: “Senaryoyu okuduğumda, bana bu filmde yer alma fırsatı tanınacağına inanamadım. Bazen bir senaryoyu okuduğunuzda sizi içine alır ve bir daha bırakmaz. Başka hiç kimsenin Jim’i oynamasına izin veremezdim. Bu rol benim olmalıydı. Senaryoyu okuduğum o anda rolü istedim. Ve işler istediğim gibi gittiği için çok şanslıyım, çünkü senaryo bir süredir ortalıkta dolaşıyordu ve birkaç deneme de yapılmıştı.” Sanıyorum, Passengers’ın yıllar sonra bile zevkle izlenebilecek bir film olmasının sırrı biraz da bu sözlerde yatıyor. Eğer kendisini bir role bu kadar adayan bir oyuncunuz varsa, yolun yarısını iyi geçtiniz demektir. Geride kalan yarı da diğer oyuncuları yönetmekten ibaret olur. Pratt ile yapılmış özel söyleşimizi okurken, insanların yıldızlarının parladığı anları değerlendirebilmelerinin önemini daha iyi anlayacaksınız.

İşine âşık ve onu severek, isteyerek yapan insanların fark yarattıklarını hep biliriz. Bunlardan biri de Londra’daki Warr’s Harley Davidson’dan, Charlie Stockwell. Stockwell, bir motosiklet tasarım uzmanı. Kişiye özel motosikletler yapıyor ama her biri benzersiz bu motosikletleri dünyanın herhangi bir köşesindekin Harley tamircisine götürdüğünüzde de kimse motora şaşkınlıkla bakmıyor. İşin sırrı da bu zaten. “Biz müşterinin istediği ölçüde ileriye gitmeye hazırız, ama aynı zamanda ona motosikletinin Harley garantisini koruyacağı konusunda güvence veriyoruz. Mekanik anlamda yaptığımız şey, motorun içindeki her şeyin yüzde 100 Harley olarak korunmasına dayanıyor. Dolayısıyla motor son derece farklı görünse de dünyanın herhangi bir yerindeki Harley servisine götürebilirsiniz ve servistekiler de o motorla ilgili ne yapmaları gerektiğini bileceklerdir” diye anlatıyor. Sadece kendinize özel bir motosiklet dizayn ettirmek! Başkasında asla olamayacak bir motosikletle şehrin sokaklarında, bozkırların ortasında asfaltta ilerlemek. Heyecan verici bir duygu olmalı. Tabii böyle bir motosikletiniz olunca, kafanıza da dükkândan aldığınız herhangi bir kaskı, takamazsınız. Size Hedon’u önereceğiz bu sayıda. Hedon adı, eski Yunan’ın zevki hayatın yegane amacı olarak gören felsefesi hedonizmden geliyor. Reginald Flint ve Lindsay Chong, Hedon markasını yaratan ve çok özel motosiklet kaskları tasarlayan iki kafadar. Her biri özel olarak tasarlanan ve elde üretilen bu kaskları alıp, herhangi bir motosiklete binmeyi düşünmezsiniz umarım!

Dünya kadınlarının en çok taklit etmek, benzemek istedikleri kadın kimdir? Buna yanıt vermek çok zor gibi görünüyor. Öyle ya binlerce, on binlerce rol modeli olabilecek kadın var dünyada. Güzellikse, güzeller; akıllılıksa, akıllılar; yaratıcılık ise yaratıcılar, başarılılar, üreticiler vs. Ama bu belki de yüzbinlerce ifade edilebilecek sayıdaki kadınların arasında bir tanesi var ki yeri çok farklı: Audrey Hepburn. Onun farkı erkekler için bir arzu nesnesi olmak yerine kadınlara ilham verebilme yeteneğiydi. Bugün Angelina Jolie, zor durumdaki insanlar için ne yapıyorsa o bütün bunları 1954’te yapmıştı. David Smiedt’in Audrey portresi sizi bekliyor.

Bir yılı daha geride bırakıyoruz ve gelenek olduğu üzere yılın en “Rakish” erkeklerini seçmeyi de ihmal etmedik. The Rake’in bu yılki “best of the” listesinde bir de kadın var, şaşırmayın. Biz cinsiyetçi bir dergi değiliz, biliyorsunuz.

2017’nin, 2016’yı aratmaması dileklerimizle.!

Mehmet Y. Yılmaz

  • Arşiv Sayısı : 1
  • Son Sayı : 2016
  • Yayın Türü : E-Dergi
  • Yayın Süresi : 2 Aylık

The Rake Dergisi Tüm Sayıları

ANA SAYFA  l  HAKKIMIZDA  l  YASAL UYARI  l  YAYINCI AVANTAJLARI  l  SIK SORULAN SORULAR  l  BASIN ODASI  l  İŞLEM REHBERİ  l  İLETİŞİM

Ücretsiz Yayınlar

© Dijimecmua.com - 2017