Dijimecmua Ana Sayfa
Giriş Yap veya Üye Ol
Hayatımız Sigortalı - Sektörel Dergisi
Ana Sayfa > Hayatımız Sigortalı

Hayatımız Sigortalı Dergisi Mesaj Gönderin

LütfenDikkat! Buradan göndereceğiniz mesaj Hayatımız Sigortalı adlı yayının yetkilisine gönderilecektir. Göndereceğiniz mesajın doğru adrese gitmeme ihtimalini lütfen göz önünde bulundurunuz.

Hayatımız Sigortalı Dergisi Emeği Geçenler

HEMEN OKU

Hayatımız Sigortalı

Sektörel Dergisi

TSB başkanı neden Ankara ile iyi geçinecek biri olmalı?

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ramazan Ülger'in görevini bırakacağını açıkladığından bu yana sektörde başkan arayışıdır gidiyor. “Yok şu olmaz, bu olur”, “Yok onun Ankara ile arası bozuk”, “Diğerinin Ankara ile arası iyi, o olsun”... Diğer taraftan “Başkan adayımız Ankara'da Hazine yetkililerini ziyaret edip icazet alındığında adaylığını açıklayacak” sözleri beni çok rahatsız ediyor. Bir Ankara onayıdır gidiyor... TSB genel sekreterliği restleşmesinde sektör çok zaman kaybetmişti. Sonra Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) Müdürlüğü için aylardır bekleniyordu. Sonunda geçenlerde atama yapıldı. Şimdi, SBM kabusu başladı. Kim müdür olacak? Bir, iki sene de onu bekleriz. Allah’tan Erhan Bozkurt ve Ahmet Güneş aksamaların yaşanmaması için var güçleriyle çalışıyor da bir sıkıntı yaşanmıyor.

Sektörün sorunlarını doğru ifade etmesi yeterli değil mi?

Gelelim TSB başkanlık seçimine. Tüm bu icazet tartışmaları sırasında Güneş Sigorta Genel Müdürü Serhat Süreyya Çetin adaylığını açıkladı. Ben tek adaylı seçimleri sevmem. Onun adı seçim olmuyor, yarış da denilemez. Bu dönemde kimse de bu göreve talip olacak gibi görünmüyor. TSB başkanlığa ismen kimin seçileceği gerçekten beni hiç ilgilendirmiyor. Kim seçilirse seçilsin, bu işe vakit ayıracak, sektörü yakından tanıyan ve sigortacılığı bilen biri olması yeterli değil mi? Bence Ankara ile iyi ilişkiler kurması bir öncelikli tercih olamaz. Şimdi Ankara ile ilişkilerimiz çok iyi görünüyor. Ee sektörün durumu ortada. Hazine'nin hep “Devlet terbiyesi almış olmalı” tercihine anlam veremiyorum. Sigorta sektöründe genel müdürlük seviyesine yükselmiş birinin kiminle neyi, nasıl konuşacağını, temsil ve terbiye kurallarını bilmiyor olması düşünülebilir mi? TSB Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu, Ankara ile ilişkileri gayet iyi yürütüyor zaten.

Hazine yetkililerinin sigorta sektörünün durumunu çok çok iyi bildiğini hepimiz biliyoruz. Son gelinen noktanın popülist bir yaklaşımdan kaynaklandığını tahmin edebiliyoruz. Bu durumda Başbakan 'kankan' olsa ne yazar. Bir tarafta 17 milyon araç kullanıcısı varken, diğer tarafta 20 bin acente işsiz kalır denildiğinde tabii ki araç sahiplerini düşünerek “Fiyatları indirin” diyecekti Sayın Başbakan. Öyle de oldu. İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu bir sigorta acentesi aslında. O bile Başbakan olsaydı o sırada “Fiyatları indirin” diyecekti. Siyasetçinin, olaylara siyasetçi gözüyle bakması kadar normal bir şey olabilir mi?

Komisyonlar neden %15 değil de %10?

Neyse sonunda TSB başkanının sektörün sorunlarını doğru ifade edebilen, gerektiğinde kendini yüksek sesle savunabilecek bir kişiliğin olması yeterli değil mi? Durun daha 17 Mayıs'a çok var. Neler olacak hep birlikte göreceğiz...

Acentelerin durumuna gelecek olursak. Gerçekten geçtiğimiz seneyi çok arayacaklar diye düşünüyorum. Böyle basiretsiz bir başkanları olduğu sürece ikinci hamleyi tahmin edemeden satranç oynamaya kalkarsan durumun bu olur. Şimdi size soruyorum, SAİK Başkanı, TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken olsaydı acenteler bu hale düşer miydi?

SBM ekranını tüm acentelere açın denildi, vatandaşlara da açıldı. Acente komisyonlarına taban fiyat uygulansın dendi, 15-17 komisyon verenler de 10'a indirdi. Hep yanlış, hep yanlış… SAİK Başkanı Hüseyin Kasap gerçekten çok yıprandı. Bence görev süresinin bitmesini beklemeden görevini vekaleten Süleyman Özer'e devretmesinde fayda var. Artık olayları doğru algılayamadığı gibi melekelerini de kaybetmiş durumda. Kasap, bir toplantıda “Komisyon taban oranı neden yüzde 15 değil de yüzde 10 oldu?" diye soran bir acenteye, “Levent Korkut öyle istemiş" diye cevap vermiş. “Buna Levent Korkut karar verebiliyorsa sen o koltukta neden oturuyorsun?" demezler mi adama? Komple saçma. Bu arada Kasap, her toplantıda benim hakkımda da saçma sapan iddialarda, ifadelerde bulunuyormuş. “Bu adamla ne alıp veremediğiniz var, hep sizi kötülüyor?” diye çok mesaj alıyorum. Ben de aman “Hüseyin Kasap beni kötülüyorsa, ben işimi iyi yapıyorum demektir” diyerek sıyrılıyorum. Sanki ona buna yalama ödülü veren, ona buna hakaret eden, tarife rejiminin getirilmesine sevinerek 16 bin acenteye işkence çektiren benim. Tavan fiyat getirildiğinde Kasap, devlet erkanına şükran mektubu yazmıştı. Şimdi durumu görünce ne yapıyordur merak ediyorum.

Sürekli trafiği konuştuğumuz ayları geçiyoruz. Sanırım bu ay da trafiği konuşacağız. Acente toplantılarında kulisler dönecek, TSB başkanlık seçimi derken kendimizi Ramazan ayına bırakacağız. Bir iyileşme olmazsa bu dönemin her sektör oyuncusu için çok sıcak geçeceği kesin.

CAN KANTAR

  • Arşiv Sayısı : 66
  • Son Sayı : Haziran 2017
  • Yayın Türü : E-Dergi
  • Yayın Süresi : Aylık

Hayatımız Sigortalı Dergisi Tüm Sayıları

ANA SAYFA  l  HAKKIMIZDA  l  YASAL UYARI  l  YAYINCI AVANTAJLARI  l  SIK SORULAN SORULAR  l  BASIN ODASI  l  İŞLEM REHBERİ  l  İLETİŞİM

Ücretsiz Yayınlar

© Dijimecmua.com - 2017