Dijimecmua Ana Sayfa
Giriş Yap veya Üye Ol
Para - İş Dünyası Dergisi
Ana Sayfa > Para

Para Dergisi Mesaj Gönderin

LütfenDikkat! Buradan göndereceğiniz mesaj Para adlı yayının yetkilisine gönderilecektir. Göndereceğiniz mesajın doğru adrese gitmeme ihtimalini lütfen göz önünde bulundurunuz.

Para Dergisi Emeği Geçenler

ABONE OL

Para

İş Dünyası Dergisi

Çaresiz değiliz

HER şey İtalya’da başladı. Tartışmanın temelinde Nutella markasının olması nedeniyle Türkiye’de de ses getirdi. Nutella markalı ürünlerin ülkemizde önemli bir pazar payı olduğu için markanın sahibi Ferraro bir açıklama yaptı. Zararlıydı, kanserojendi, değildi cümleleri ile hepimizin kafası karıştı. Son olarak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik bir bilgilendirmede bulundu. Ve içeriğinde palm yağı bulunan ürünlerle ilgili inceleme başlatıldığını duyurdu. Tartışmanın temelini palm yağı oluşturuyor. Peki, palm yağı gerçekten kanserojen mi? Başka bir ifade ile palm yağı zararlı mı?

Palm yağının kanserojen olduğuna dair tartışmaların nedeni bitkisel yağların içerdiği 3MCPD olarak adlandırılan bir bulaşan. Bu madde yağların rafinasyonu esnasında yüksek sıcaklıklara maruz kalması nedeni ile oluşan bir proses bulaşanı (Üretim esnasında açığa çıkan madde, yani doğal olarak yapısında bulunmuyor. Ancak üretimdeki şartlara (yüksek sıcaklık, asit varlığı vb. gibi) göre oluşuyor)).

Bu bulaşan ilk olarak soya sosu, osyter, black bean, teriyaki, yeşil fasulye sosları vb. gibi Asya mutfağına ait soslarda tespit edilmiş. Bu ürünlere aroma artırıcı olarak ve fermente tat vermesi için asit hidrolize protein katılmakta. Asit hidrolize proteinler, proteinin yüksek sıcaklıklarda gıda asitleri ile muamele edilmesi ile hazırlanıyor. Bu süreçte hidroklorik asit, üründeki kalıntı yağ ile reaksiyona girerek 3-chloro-1,2-propanediol (3-MCPD) oluşumuna yol açıyor. Ve asıl kanserojen olduğu iddia edilen madde bu. Bugüne kadar söz konusu madde yani 3-MCPD’nin kanserojen olduğuna dair birtakım hayvanlar üzerinde yapılmış araştırmalar var. 1996 yılından beri Avrupa Birliği, Kanada ve bazı Asya ülkelerindeki sağlık otoriteleri gıda endüstrisinin bu maddenin oluşumunu önleyici tedbirler almasını istedi. Özellikle de Avrupa Gıda Standartları Ajansı geçen yıl bu madde ile ilgili bir rapor açıkladı. Ve palm yağının kanserojen maddeler ürettiğini ve tehlikeli olduğunu açıkladı. Bunun üzerine bazı AB ülkelerinde firmalar tarafından palm yağı ile ilgili ‘artık kullanmayacağız’ açıklamaları yapıldı.

Bir gerçek var ki palm yağı bugün dünyadaki en yaygın ve ucuz bitkisel yağ kaynağı durumunda. Ekmekten bisküviye pek çok pastacılık ürününün formülasyonunda ve de soslarda bulunuyor.

Bize göre burada palm yağının tamamen kanserojen olduğu şeklinde bir yanlış anlaşılma var. Palm yağı 3–MCPD’yi limitlerin üzerinde içeriyorsa tehlike söz konusu. Yani palm yağından ziyade bu maddenin üzerinde durmak gerekiyor. Peki, kullandığımız ürünlerde bu maddenin bulunup bulunmadığını nasıl anlarız?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Çünkü satın aldığımız ürünlerin içeriklerinde bu maddenin yazılması gibi bir uygulama söz konusu değil. Etiketlerde emülgatör diye yazılan bir ibare vardır. Bunlar etikette emülgatör olarak belirtilen ( E471, E475 vs gibi E kodu ile yazıyor) malzemelerin kaynağı bitkisel yağ olabilir. Ancak bunların tamamı palm yağı kaynaklıdır diyemeyiz. Sadece şuan palm ucuz yağ kaynağı olması nedeniyle palmden üretilebiliyor olabilirler. Kullandığımız ürünlerde bu maddenin olup olmadığı sadece Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı laboratuvarlarının analizi ile belirlenebilir. Bu da şu an itibari ile çok uzun bir yol gibi görünüyor. Ancak bu uzun ince yol en güvenlisi. Bir başka yol ise, Bakanlık ya da diğer kamu kurumları bu maddeyi ithalat sırasında sorgular. Tıpkı uygulanmakta olan trans yağ asidi konusu gibi... Hangi ürün trans yağ asidi (doymamış yağ asidi) içerir hangisi içermez ancak analizle anlaşılır.

Bir başka çözüm yolu ise yerli üretim. Bitkisel ham yağlar ve yağlı tohumlar ithalatı petrolden sonra en fazla dövizi ödediğimiz alan. Yıllık 3 milyar dolara yakın palm yağı ve benzeri ürün ithal ediyoruz. Yeni politikalarla (örneğin kolza üretimi ile öne çıkabiliriz) ve teşviklerle bu konuda bir başka boyuta geçebiliriz. Yani ithalatçı olmak yerine üretici, hatta ihracatçı olabiliriz. Bu potansiyele ve donanıma sahibiz.

İyi haftalar dileğiyle…

Oğuz Demir

  • Arşiv Sayısı : 55
  • Son Sayı : 22-28 Ocak 2017
  • Yayın Türü : E-Dergi
  • Yayın Süresi : Haftalık

Para Dergisi Tüm Sayıları

ANA SAYFA  l  HAKKIMIZDA  l  YASAL UYARI  l  YAYINCI AVANTAJLARI  l  SIK SORULAN SORULAR  l  BASIN ODASI  l  İŞLEM REHBERİ  l  İLETİŞİM

Ücretsiz Yayınlar

© Dijimecmua.com - 2017